Merhabamızı aldık Levent abi; penceremiz açık, bağcıklarımız sıkı…

Bugünün devrimci gençliği olarak mücadele tarihine sığan onurlu ömürlere bir söz veriyoruz bugün. “Sade yaşanan bir hayat örgütlenir, sade yaşayan örgütler” diye öğütleyen Levent abimize bir söz veriyoruz Bugünün devrimci gençliği olarak mücadele tarihine sığan onurlu ömürlere bir söz veriyoruz bugün. “Sade yaşanan bir hayat örgütlenir, sade yaşayan örgütler” diye öğütleyen Levent abimize bir söz veriyoruz Yolun düşerse kıyıya bir devamı▶

Bu kuşak değiştirir! -Hazar Dost* Trakya Üniversitesi Öğrenci Kolektifi

Bu seçimler bizlere birkez daha gösterdi ki AKP göründüğü kadar güçlü değildir. Hakları gasp edilen EYT’liler, yaşamlarına her türlü tehdit ve yapılmak istenen müdahaleye karşı direnişten bıkmayan kadınlar, kayyum ve baskı aygıtlarıyla yönetilmek istemeyen Kürt’ler, ekonomik krizin bütün yükünü çeken işçi ve emekçiler, özgürlükleri her gün biraz daha kısıtlanan gençlik kazandı; “Adam Kaybetti” Seçim yaygaraları sürerken halk iradesiyle sonuçlanmış 2019 devamı▶

Sanık kürsünün kendisidir – Haktan Özkan*

Geçtiğimiz günlerde Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaşanan üzücü  aynı zamanda bugün iktidarın  üniversitelerde yaratmaya çalıştığı üniversiteli kimliğinin ne gibi sonuçlar doğurduğunu ve tabi ki daha nice vahim sonuçlar doğuracağını gözler önüne seren olay toplumsal bir infialin ifadesidir. Bildiğimiz üzere Çankaya Üniversitesinde bir hukuk fakültesi öğrencisi kendisi hakkında kopya çektiği gerekçesiyle tutanak tutan öğrenim görevlisini odasında defalarca bıçaklayarak ardından silahla iki devamı▶

1968 Fransa Futbol Federasyonu İşgali: ”Futbol futbolcularındır!” – Sedat Çakmak* (Üniversiteli Gazetesi)

Batı Avrupa’nın en kötü muameleye maruz kalan futbolcuları olan Fransız futbolcularının dertleri vardı. Futbolun oyunculardan ve taraftarlardan koptuğunu ve kâra hizmet ettiğini beyan edip bu durumun düzeltilmesi gerektiğini ifade ediyorlardı. Bu taleplerle greve başlayan Fontaine ve arkadaşları 1968 Mayıs’ında Fransa Futbol Federasyonu’nu işgale giriştiler 1968 baharı Fransa ve tüm bir kıta için başka bir dünyanın mümkün olduğunu anlatan bir zaman devamı▶

Özgür basın, özgürlüğe yazın! – İletişim Kolektif (Üniversiteli Gazetesi)

Saklamaya çalıştığınız kirli hesaplarınızın ve yolsuzluklarınızın faturasını ve belgelerini, talan ettiğiniz doğanın görüntülerini ve saldırının bilançosunu, geleceksizleştirdiğiniz üniversite öğrencilerinin sözünü, iş cinayetlerinde katledilen işçilerin isyanını ve çocuğuna bir pantolon alamadı diye intihar eden işçinin haberini halka vermeye devam edeceğiz Gericiliğin ve faşizmin gençlerin, emekçilerin, kadınların ve toplumun ilerici ve özgürlükçü, insanca yaşamak isteyen her kesiminin boğazına dört kolla sarıldığı bir devamı▶

Çevre Kanunu’ndan doğaya kalan: Yağma ve talan – Pınar Elmas* (Üniversiteli Gazetesi)

Şehirlerin iyileştirilmesi inşaatları arttırmak, mega projeler yapmak ile gerçekleştirilemez. Nitelikli yaşam koşullarında, sağlıklı, temiz ve betonla kaplı olmayan şehirlerde yaşamak için ve en önemlisi nefes alabilmek için doğamıza ve kentlerimize sahip çıkma bilinci ile hareket edilmelidir 10 Aralık 2018 tarihinde resmî gazetede “Çevre Kanunu”, “İmar Kanunu” ve “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi”ne ilişkin kanunlarla ilgili birtakım değişiklikler yayınlandı. Ocak 2019’da devamı▶

Paris’in sokakları neden bu kadar geniş? (Üniversiteli Gazetesi)

Dar sokaklar ve yıkılmaz barikatlar direnişlerin bastırılmasının önündeki en büyük engellerden biriydi. İşçilerin kaldırım taşlarından ördükleri barikatların her biri kale işlevini kazanıyordu. Haussmann’ın yeniden inşa ettiği Paris’te, artık dar sokakların yerini geniş bulvarlar ve bulvarların bağlandığı geniş meydanlar aldı Direnişler kenti Paris, direniş çetelesine bir çentik daha atmakta. Tarihi mirasında Fransız Devrimi, 1848 ayaklanması ve Paris Komünü gibi büyük direnişler devamı▶

Tahakküm yok, direniş var! – Dicle Özdoğru* (Üniversiteli Gazetesi)

25 Kasım’ın ardından üzerine konuşulması ve altının çizilmesi gereken bir tamlama hafızalara kazınıyor: “Kadın direnişi”. Peki neydi bu 25 Kasım’ı diğerlerinden farklı kılan direniş? 24 Haziran seçimleriyle beraber ülkeye hâkim olan “yaprak kımıldamayan” atmosfer irili ufaklı işçi direnişleriyle ve gençliğin hareketleriyle biraz olsun dağılırken, kadın hareketi karanlığı yırtan bir güneş gibi ufuktan yükseldi. Kadınlar isyan ateşini yaktı, yürüdü ve barikatları devamı▶

Kahramanlar yıkılırken – Yaren Delipalta* (Üniversiteli Gazetesi)

Erkek şiddetinin “geçmişte” bırakılarak eleştiriden uzak tutulması, erkek egemen toplum aklı tarafından kadınların ve kazanımlarının görmezden gelinerek erkek şiddetinin doğallaştırılmasıdır. Şiddet uygulayan bir erkeğin yaratıcı bir sanatçı olması şiddetin görünmez kılınmasına sebep olamaz, kadınlar bunu kabul etmez Eseri sanatçıdan koparmak eseri özgürleştirmek değil midir? Halkın denetimine açık olan her birey, her düşünce ve her üretim eleştiriye tabi, bütünüyle kabul edilemez devamı▶

O yeşil kapitalizm imkansızdır – Pınar Usta* (Üniversiteli Gazetesi)

19.ve 20.yüzyıla “toplumsal sorunlar” damgasını vurmuştur. 21.yüzyıla ekososyal sorunların hâkim olacağını savunan Tanuro, sadece kapitalizmi reddeden bir solun bu soruna ismine layık bir çözüm getirebileceğini düşünüyor. Bunun için öncelikle ekolojistlerin anti-kapitalist, anti-kapitalistlerin de ekolojist bakış açısına ikna edilmeleri gerektiğini düşünüyor “Olası tek özgürlük, sosyal insanın, ortak üreticilerin doğayla karşılıklı ilişkilerini akılcı bir tarzla düzenlemeleri ve doğanın kör gücüne yenilmeden onu devamı▶

1 2 3 14