Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim – Alaz Sümer* (Üniversiteli Gazetesi)

Küba Anayasası; “Yok edilmeyi teslim olmaya yeğleyen atalarımız Kızılderililerin, efendilerine karşı isyan eden kölelerin; işçiler, köylüler, öğrenciler ve aydınların; Marx, Engels ve Lenin’in kılavuzluğunda…” diye başlar.

Duvarda asılı olan, 1959’da Raul Corrales tarafından çekilmiş Tres Comandantes (Üç Komutan) fotoğrafına bakıyorum. Devrimden kısa bir süre sonra, Havana. Che Guevara, Camilo Cienfuegos ve Fidel Castro aynı kürsüdeler. Üçünün bir arada son fotoğrafı bu aynı zamanda. Che ve Camillo’nun yüzlerinde birer gülümseme, onları dinlemek için toplanmış olan insanlara bakıyorlar. Fidel ise her zaman, her işte olduğu gibi ciddiyetle konuşmasına hazırlanıyor.

25 Kasım 1956’da; Meksika’da sürgünde olan 82 devrimcinin, Batista’yı devirmek için Granma yatıyla Küba’ya doğru yola çıkmasıyla başlayan mücadele, Sierra Maestra Dağları’ndaki savaşla devam etti. Geçen 3 seneye yakın zamanda, Küba’ya ayak basan devrimcilerden sadece 12’si hayattaydı ve karşılarında Amerika Birleşik Devletleri destekli bir ordu vardı. Bu şartlarda başarabilmek için, kazanmayı değil; kaybetmeyi bilmek gerekiyordu. Çünkü kazanmak, ötesi olmayan bir kavramdır. Kaybetmek ise devrimcidir. Pes etmemeyi, yeniden başlamayı, mücadeleyi içinde barındırır. Ve kazananların sonu kaybetmek olsa bile, kaybedenlerin sonu mutlaka kazanmaktır. Tıpkı hayatta kalan 11 devrimcinin ve Fidel Castro’nun düşündüğü gibi.

Fidel Castro, Havana Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldığı sırada Dominik Cumhuriyeti’nde Rafael Trujillo’nun sağcı askeri cuntasına karşı bir devrimci harekete, Kolombiya’nın başkenti Bogota’daki halk ayaklanmalarına katıldı ve 1953’te yine Batista’ya karşı oluşturduğu grupla Moncada Kışlası’na saldırı düzenledi. Bunların hepsinde başarısızlığa uğradı. Juventud Adası’nda 21 ay hapis yattı. Meşhur sözünü de tüm bunlardan sonra söyledi; “Biz kaybedersek yeniden başlarız. Batista kaybederse, yok olur gider.” Öyle de oldu. Amerika’nın arka bahçe olarak kullandığı adanın yerlileri, Batista’ya değil 12 devrimciye güvendi ve 12 devrimci, Küba halkıyla birlikte Batista’yı devirdi. Fidel, devlet başkanı olduktan sonra da yaptığı her şeyi, yola çıkarken kendisine güvenen Küba Halkı için ve Küba Halkıyla beraber yaptı. Toprak reformuyla özel mülkiyette olan çiftlikler kamulaştırıldı ve ürünler yurttaşlara dağıtıldı. Sağlık hizmetleri parasız hale getirildi. Benimsenen eşit eğitim politikasıyla okuma-yazma oranı resmi rakamlara göre yüzde 99’a çıktı. Ülkede işsizlik ve suç oranı neredeyse sıfıra indi. Ve bütün bunlar, ABD’nin ambargosuna, çıkarmalarına ve suikast girişimlerine rağmen gerçekleşti. Küba’daki sosyalizm mücadelesi; savaşla, devrimin gerçekleşmesiyle sona eren bir mücadele değildir. Dinamiktir ve her geçen gün kendini her alanda yeniden var etmektedir.

Her şeyin başladığı günün, 82 devrimcinin Granma ile Küba’ya doğru yola çıkmasının 60. yıldönümünde Fidel Castro’nun hayatını kaybettiği açıklandı.

Bazı ölümler erken olmasa bile üzebilir sizi. Yalnızca saygı ya da hayranlık duymaktan dolayı değil, hayatınızda hiç görmemiş olsanız bile sanki her gün karşılaştığınız, selamlaştığınız, yakından tanıdığınız birinin yaşamınızdan eksilmesi duygusundan bahsediyorum. Fidel Castro’nun ölümü bizim için böyle bir ölümdü, çünkü o, bizim için her şeyin ötesinde mevcut sisteme karşı farklı bir ülkenin ve yaşamın mümkün olabildiğini gösteren “Fidel Yoldaş’tı.

Bu kayıplar üzücü olmanın yanında önemlidir de. Çünkü büyük kayıplar, yanınıza ve karşınıza alacağınız insanları tanımanızı sağlar. Ölüm haberinin gelmesiyle birlikte televizyonlar ve sosyal medya, Castro’ya saldıran açıklamalarda bulunan ve kendisini solcu olarak nitelendiren liberallerle; ABD’nin bazı şehirlerindeki sokaklar da Devrim’in bayrağı altında Fidel’in ölümüne sevinen Amerikan yanlısı Küba kökenlilerle doldu taştı.

Evet, Küba Anayasası; “Yok edilmeyi teslim olmaya yeğleyen atalarımız Kızılderililerin, efendilerine karşı isyan eden kölelerin; işçiler, köylüler, öğrenciler ve aydınların; Marx, Engels ve Lenin’in kılavuzluğunda…” diye başlar.

Castro’nun ölümünün sosyalizmin sonu olacağını düşünenlere cevabı da, Küba Anayasası’nın 3.maddesi verecektir; “Todos los ciudadanos tienen el derecho de combatir por todos los medios, incluyendo la lucha armada, cuando no fuera posible otro recurso, contra cualquiera que intente derribar el orden político, social y económico establecido por esta Constitución.” (Başka bir yol kalmadığında, tüm vatandaşlar Anayasa’da belirtilen siyasi, sosyal ve iktisadi düzeni devirmeye çalışan herhangi bir kimseye karşı silahlı mücadele dahil olmak üzere her türlü araçla mücadele hakkına sahiptir.)

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim

Şöyle diyebilirim: “Gece, yıldızlardaydı

Ve yıldızlar, maviydi. Uzaklarda üşürler.”

Gökte gece yelinin söylediği türküler…

Hoşçakal Fidel Yoldaş…

*İstanbul Üniversitesi 

İlginizi çekebilir

No Picture
Haberler

Mersin Üniversitesi öğrencileri Rektörlüğe karşı eğitim haklarını savunmaya devam ediyor

17/02/2007 tarihinde Mersin Üniversitesi öğrencileri saat 15:00 da Mersin Gazeteciler Cemiyetinde Mersin kamuoyunu, Mersin Üniversitesinde 28 kasım 2006 dan buyana gelişen olaylar ve okuldaki soruşturma terörü hakkında bilgilendirmek amaçlı basın toplantısı düzenlediler . Basın toplantısında öğrenciler ; “Bizler bu saldırılara karşı eğitim hakkımız savunmaya devam edeceğiz” diyerek . Halen devam eden “kapı önü fakültesi” hakkında bilgi verdiler. Gerçekleştirdikleri bu etkinliğin devamı▶

Haberler

Üniversitelilerden Cumhuriyet Gazetesi’ne destek

Ülkenin dört bir yanında Cumhuriyet gazetesine destek eylemleri gerçekleştirildi. İstanbul’da gazete önünde dünden beri nöbet sürdürülürken, Ankara’da da nöbet başlatıldı. Destek eylemleri devam ederken üniversiteliler de Cumhuriyet Gazetesi’ni yalnız bırakmadı Cumhuriyet Gazetesine yapılan operasyona karşı gazetenin İstanbul ve Ankara büroları önünde 1 Kasım günü nöbetler sürdürülürken, ülkenin dört bir yanında da Cumhuriyet’e destek eylemleri gerçekleştirilirken, üniversiteliler de Cumhuriyet Gazetesi’ni yalnız bırakmadı. İstanbul İstanbul devamı▶

Haberler

Barışın akademisyenleri bir arada: “Barış talebi yargılanamaz!”

Yüzlerce akademisyenin altına imzasını attığı; “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinden doğru yargılanan barış akademisyenleri  Esra Mungan, Meral Camcı, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya’yı ikinci duruşmada yine öğrencileri ve akademisyenler tarafından yalnız bırakılmadı İktidarın sürdürdüğü savaş politikalarına karşı “barış” talebini haykıran Barış için Akademisyenler, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atmıştı. Bunun üzerine iktidarın saldırılarına karşı direnen akademisyenler son olarak 4 devamı▶

Haberler

Anadolu Üniversitesi’nde yeni dönemde soru sormak da yasak

Anadolu Üniversitesi’nde akademik yılı açılış törenin ardından, Rektör Naci Gündoğan’a soru sormak isteyen bir üniversiteli Özel Güvenlik Birimi tarafından darp edilerek uzaklaştırıldı Anadolu Üniversitesi, 2016-2017 akademik yılını öğrenci düşmanlığıyla açtı. Anadolu Üniversitesi 2016-2017 akademik yılı açılış törenin ardından Öğrenci Kolektifleri üyesi üniversitelinin Rektör Naci Gündoğan’a, “Hocam bir şey sorabilir miyim?” demesinin ardından Özel Güvenlik Birimleri tarafından apar topar uzaklaştırıldı. Rektöre devamı▶