‘Öğrenci Kolektifini anlayan beri gelsin!’ -Kenar Notları*

Pek çok İslamcı yayında dirsek çürütmüş “kıdemli gazeteci” Ahmet Taşgetiren, AKP iktidarının parıltılı ışıklarında gözleri kamaşmış genç melektaşlarını fırçalıyor. Bunun bir sebebi var. Ama hiç kimse onun kadar bu sebebin farkında değil…

Dikensiz Gül-bahçesinde kendi gücüne aşık olan bu iktidar-sarhoşu medyatik entelektüeller, birkaç yumurta darbesiyle bozguna uğradılar. Her zaman yaptıkları gibi hemen bildik ezberlerine sarıldılar. Polis istihbaratlarını, çok kullanılmış gerici-liberal propaganda kalıplarını “öğrenci olayları”nın derin analizi diye medya piyasasına sürdüler. “Olayların ardındaki terör örgütleri”nden,” “öğrencilerin kafalarının ardındaki ideolojik niyetlerden,” “provokasyon”dan söz ettiler… Ettiler de ettiler. Ama bu sefer tutmadı!

Üstelik AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in söylediğine göre, “Bu çocukların giydiği montlar bile aynı”ymış. Yani? “Üniversitelerde bu işi meslek edinmiş kadrolu öğrenciler var”mış. “Hatta okulu bitirmeyen, ders bırakan, birinci işi bu olan insanlar”mış bunlar… İşte yaratıcılığın zirvesi! Solcu öğrencileri “tek tip, tek ses, renksiz yaradılışları”ndan ötürü yerden yere vuran iktidar sözcüsünün, cümle iktidar seçkinleri adına “çeşitlilikte” geldiği son nokta.

Ahmet Taşgetiren en çok da buna kızıyor. Biraz ciddi olalım beyler! Devrimci Gençlik sokakta ve onlar sokakta olduğu sürece, üniversiteye ve ülkeye demokrasi ve özgürlük vaat eden İslamcı-liberal propaganda hegemonya tutmaz. Dikensiz Gül-bahçesine atanmış rektörleri otuz iki kısım tekmil birden dizmeye benzemez devrimci gençliği teslim almak. Onun yaratıcılığı şaşırtır sizi. Belki de en çok bu zorunuza gidiyor: Yumurtayla bozguna uğramak! Hani öyle koca koca adamların, bakanların, polis müdürlerinin, başbakanın dediği gibi, ellerinde taş yok, kasatura yok, molotof kokteyli yok. Olsa iyi; hem propaganda ezberinize oturur, hem… Size onurlu bir bozgun şansı yok!…

İşte Ahmet Taşgetiren en çok da buna bozuluyor. Kozmik odaların su yolu edildiği istihbaratın altın çağında, “tek parti iktidarı”nı yumurtayla mı çizeceklerdi! Bu işte bir terslik var. İktidar entelektüellerinin anlayamadığı bir şeyler var. İşin sırrı yumurtada mı? Amerikan yerlilerinin öyküsünde olduğu gibi: “Parmak güneşi gösterdiğinde, yalnızca aptallar parmağa bakar. Güneşe bakıyorsa daha da aptaldır…” Ya nereye bakmalı?

YÖK reformuyla İslamcı-liberal üniversite projesini yerleşik hale getirmeyi hedefleyen AKP iktidarı, daha hazırlık evresinde öğrenci hareketinden sarsıcı bir hamle yedi. İktidar odakları ciddi inandırıcılılk yetmezliği içine sürüklendi. Zayıflayan mevzilerini acil tahkimat telaşına kapıldı:

“Nedir bu ‘öğrenci kolektifleri’ denen şey diye sorsam mesela bunun cevabını kaç kişi bilir? Halk Evleri uzunca bir süredir nasıl bir örgütlenmeye sahne oluyor bilen var mı? … Olayın siyasi boyutuna baktığımızda sıradan bir ‘öğrenci olayı’ ile karşı karşıya olmadığımızı görmezsek biz de ‘öğrenci’liği kullanan odakların aptallaştırma kervanına katılmış oluruz… Göründüğü kadarıyla polis, olan biteni doğru okuyamıyor ve dolduruşa geliyor… Ben, bizim medya dünyamızda jetonun biraz geç düştüğü kanaatindeyim. Medyamız olay boyutunu görür, arka planını çözünceye kadar da atı alan Üsküdar’ı geçer… Evet, medyada jeton geç düşüyor, bu doğru. Devlette de erken düştüğünü söylemek kolay değil. Onun için söylüyorum: Öğrenci kolektifini anlayan beri gelsin!” (Ahmet Taşgetiren, Bugün, 8 Aralık 2010)

Onlar Öğrenci Kolektifini ve Halkevlerini anlamaya çalışadursunlar, toplumsal muhalefet yeni bir siyaset evresine giriyor. Şimdiye dek siyaseti hep “iktidar oyunları”yla kurguladıklarından devrimci siyasetle karşılaştıkları yerde hemen afalladılar. Devrimci eylemi stilize edip siyaset piyasasına uygun hele getirmek istiyorlar. “Böyle protesto olmaz. Kusura bakmayın elinde yumurtalarla gezen gençlerle toplantı yapmayız” diyor Erdoğan. Emriniz olur; yumurtanızı nasıl alırdınız? Asıl sen kusura bakma ama parmak güneşi gösterdiğinde anlaşılan sen ele bakanlardansın. Bir de “parmakla güneş arasında uçan kuş”a bakanlar var ki, onlar, olanla olması gereken arasındaki mesafeyi; yani devrimci eylemin menzilini gösterenlerdir. Hiç kendinize sorduğunuz oluyor mu sayın başbakan, “acaba ne kadar şanslısınız?” İşte şimdi o menzildesiniz!


* Kenar Notları: Halkın Sesi gazetesinin 2. sayfasında düzenli olarak yayınlanan köşe yazısı. Bu köşe yoğun siyasal gündemde gözden kaçırılabilen önemli detaylara ve hatırlatmalara yer vermektedir.

Çok okunanlar

casino metropol casino maxi