Eğitim-Sen’den üst üste iki rapor: OHAL sonrası üniversiteler ve 2019 yılı yükseköğretim bütçesi analizi

Eğitim-Sen ”OHAL sonrası Türkiye’de üniversiteler” ve ”2019 yılı yükseköğretim bütçesi analizi” adı altında üst üste iki rapor yayınladı. Raporlarda AKP’nin üniversiteleri OHAL’le birlikte nasıl değiştirip dönüştürdüğü detaylı bir şekilde anlatılırken yükseköğretime ayrılan bütçenin her geçen sene nasıl azaltıldığını da görebiliyoruz

Eğitim-Sen ”OHAL sonrası Türkiye’de üniversiteler” ve ”2019 yılı yükseköğretim bütçesi analizi” adı altında yayınladığı raporlarla AKP’nin üniversite politikasına yönelik çarpıcı veriler ortaya sundu.

Raporlardaki önemli noktaları sizlerle paylaşıyoruz;

OHAL sonrası Türkiye’de üniversiteler 

  • AKP uzun yıllardır uğraştığı üniversiteyi piyasalaştırma ve sermayenin hizmetine sunma hedefinde OHAL fırsat bilinerek önemli bir adım atıldı. Performans kavramının tam karşılığı olmasa da, akademik teşvik 2016 yılında hayatımıza yerleştirildi. Sadece nicelikler üzerinden yapılan ölçümlerle akademisyenler maaşlarına ek olarak “akademik teşvik ikramiyesi” almaya başladı. Kısa zamanda, bilimsellikten uzak “akademik teşvik yönetmeliğe uygun bilimsel kongreler” mantar gibi çoğaldı, naylon “bilimsel” dergiler arttı, atıf çeteleri çoğaldı, para karşılığında tez ya da makale yazan danışmanlık şirketleri popüler hale geldi.
  • Muhalif kesimlerin uzaklaştırılması, araştırma görevlilerinin iş güvencelerinin ellerinden
    alınması, Rektör seçimi gibi yetersiz mekanizmaların tamamıyla kaldırılıp üniversitelere
    mesela “parti neferlerinin“ yönetim kadrolarına getirilmesinin yasal zemini hep bu OHAL
    döneminde tesis edildi.
  • OHAL sürecinde üniversitelerden toplam 5904 akademisyen, 1408 idari personel KHK’larla
    ihraç edildi. Muhalif kesimlerin ihraçlarında elbette üniversitelerin rektörleri, ihraç listelerinin
    hazırlanmasında başrol oynuyordu.
  • 23 Temmuz 2016 tarihli ve 667 sayılı KHK ile 15 vakıf üniversitesi kapatıldı. Yaklaşık 3 bini
    akademisyen olmak üzere 4 bin civarında çalışan ve yaklaşık 44 bin öğrenci bu KHK ile belirsiz
    bir geleceğe sürükleniyordu. Öğrenciler devlet üniversitelerine yönlendirildi ancak süreç tam
    bir fiyasko oldu.
  • Devlet yönetimi üzerindeki yükü hafifletmek adına 27 Temmuz 2016 tarihli ve 668 sayılı KHK
    ile akademisyen ve idari personelin üniversiteden atılma sürecini önemli ölçüde üniversite
    yönetim kurullarına devretti. Üniversitelerde başlayan ve hiçbir yasal zemine oturmayan
    soruşturmalar, keyfi cezalandırmalar ve görevden uzaklaştırmaların bu kararnameyi izledi.
  • 29 Ekim 2016 tarihli ve 676 sayılı KHK ile Rektörlük seçimleri kaldırılıyor, devlet
    üniversitelerinde “Rektör YÖK ün önerdiği üç aday arasından Cumhurbaşkanınca atanır” hale
    getiriliyordu. Vakıf üniversitelerinde de Rektör, “mütevelli heyetinin YÖK’e teklifi üzerine
    YÖK’ün olumlu görüş vermesi halinde Cumhurbaşkanınca atanır” deniyordu.
  • 18.06.2017 tarihinde kabul edilen 7033 sayılı “Sanayinin Geliştirilmesi Ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yaş haddini doldurduktan sonra sözleşmeli çalışabilme, bilimsel araştırma projelerinden lisansüstü öğrencilerine burs verilebilmesi, ücretleri proje ya da döner sermaye bütçesinden karşılanacak olan geçici olarak çalışacak olan doktora sonrası araştırmacılar üniversite yaşantımıza giriyordu.
  • ”Teknoloji transfer ofisi” de bu yasa ile hayat buluyordu. Yine yukarıda bahsedilen kavramlardan “kalite güvencesi” Yükseköğretim Kalite Güvencesi Sistemi dahilinde kurulan Yükseköğretim Kalite Kurulu ile hayata geçiyordu.
  • Bunun dışında Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu, Meslek Yüksekokulları
    Koordinasyon Kurulu da tanımlanıyor. Tüm bu kurullar içlerinde Sanayi ve Teknoloji
    Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi bakanlık ve
    yapıların temsilcilerinin olması ise bir türlü hayata geçemeyen geçmiş YÖK yasa taslaklarının
    ortak rüyası idi. Üniversite sanayi işbirliği adı altında üniversitenin geleceğini belirleyen
    sermaye kesimi, hükümet…
  • 6 Mart 2018 deki “Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile üniversite akademik personelin kadro isimleri değişti. Okutman, uzman gibi kadrolar kaldırılarak öğretim görevlisi altında birleştiriliyor, akademik kadrolar içerisindeki en büyük kesimi teşkil eden yardımcı doçent kadrosunun ismi de 4 yıllığına atanan ve aynı usulle yeniden atanabilen “doktor öğretim üyesi” olarak değiştiriliyordu.

Kaynak: Ohal sonrası Türkiye’de üniversiteler

2019 yılı yükseköğretim bütçesi analizi

  • Geçtiğimiz yıllar içinde, büyük bölümü siyasal ihtiyaçlar üzerinden her şehirde bir üniversite açılmıştır. Kasım 2019 itibariyle üniversite sayısı 129 devlet, 72 vakıf olmak üzere 201’e ulaşmıştır. Ayrıca Millî Savunma Üniversitesi, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve 5 vakıf meslek yüksekokulu ile birlikte toplam 208 yükseköğretim kurumunda eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam edilmektedir.
  • 2019 yükseköğretim bütçesi, AKP hükümetinin yükseköğretim sisteminin ihtiyaç duyduğu kaynağı genel bütçeden karşılama noktasındaki cimriliğinin sürdürdüğünü göstermektedir.
  • Son 16 yıl içinde devlet üniversitesi sayısı 53’ten 129’a toplam üniversite sayısı ise 76’dan 208’e çıkmıştır. Aynı dönemde öğrenci sayısı 1,9 milyondan 8 milyona ulaşmıştır. Üniversite sayısı ve öğrenci sayısındaki hızlı artışa rağmen, yükseköğretim bütçesinin söz konusu artışı karşılayabilecek kadar arttırılmadığını görmek mümkündür.
  • Yükseköğretim Bütçesinin Milli Gelire ve Merkezi Yönetim Bütçesine Oranı

     

  • Geçtiğimiz yıllar içinde, başta akademik ve idari kadro politikası olmak üzere, pek çok açıdan iktidarın müdahaleleri ile karşı karşıya olan üniversitelere ayrılan bütçeler farklılık göstermekle birlikte, genel eğilim Hazine yardımının her geçen yıl azaltılması ve üniversitelerin kendi gelirlerini yaratmaya zorlanması yönündedir.
  • 2019 yılı için öngörülen bütçelerde, özellikle üniversitelerdeki servis, temizlik vb. hizmetlerin sınırlanması, dolayısıyla cepten yapılan harcamaların daha da artması beklenmektedir.
  • 2019 Yılı Yükseköğretim Bütçesi Ödenekleri ile 2018 Yılı Karşılaştırması

     

  • 2019 yılı yükseköğretim bütçesinin, artan üniversite ve öğrenci sayısına rağmen ihtiyaç kadar arttırılmadığı görülmektedir. Tıpkı MEB bütçesinde olduğu gibi, bütçenin önemli bir bölümünü personele yapılan harcamalar oluşturmaktadır.
  • Yükseköğretim kurumları bütçesinin yüzde 69’u zorunlu giderler arasında yer alan personel harcamalarına (personel giderleri + sosyal güvenlik kurumu devlet primi giderleri) ayrılmıştır.
  • 2018/2019 Yükseköğretim Bütçeleri Ödeneklerinin Dağılımı

     

  • Mal ve Hizmet Alım Giderleri üçte bir oranında (%33) azaltılırken, yükseköğretim alanındaki yatırım harcamalarını ifade eden sermaye giderlerinin yüzde 30 azaltılması dikkat çekicidir. 2019 Yükseköğretim bütçesi rakamlarına bakıldığında, tamamen zorunlu harcamalar dikkate alınarak hazırlandığı anlaşılmaktadır.
  • 2019 yükseköğretim bütçesinin bizlere gösterdiği en temel gerçek, yükseköğretimde uzun süredir yaşanan yoğun ticarileşme sürecinin 2019 yılında artarak devam edeceği, öğrencilerin barınma ve burs sorununun süreceği ve ceplerinden yapacakları eğitim harcamalarının belirgin bir şekilde artacağıdır.
  • Genel bütçeden yeterince kaynak ayrılmayan üniversitelerimiz, 15 Temmuz sonrasında üniversitelerde yaşanan kitlesel akademik tasfiye ve siyasal baskıların da etkisiyle, bilimden ve bilimsel faaliyetlerden hızla uzaklaşmış, başta kadro politikası olmak üzere, hemen her konuda iktidarın ve piyasanın ihtiyaçlarına göre hareket etmeye başlamıştır.
  • Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, eğitimde ve yükseköğretimde personel açıklarının kadrolu istihdam ile kapatılması, eğitimin ve yükseköğretimin niteliğinin yükseltilmesi, fiziki alt yapı ve donanım eksikliklerinin giderilmesi, akademik ve idari personel açıklarının giderilmesi ve diğer sorunlar için mevcut bütçe anlayışının acilen değişmesi gerekmektedir.
  • Yapılması gereken, kamusal kaynakların yine kamusal bir hak olan eğitim için, özel çıkarlar değil, toplumsal çıkarlar gözetilerek değerlendirilmesi ve sadece eğitimde ve yükseköğretimde değil, bütün alanlarda kamu harcamalarının payının belirgin bir şekilde arttırılmasıdır.

Kaynak: 2019 yılı yükseköğretim bütçesi analizi

İlginizi çekebilir

Haberler

Zonguldak’ta üniversiteli bir kadın KYK yurdundan kaçırıldı; üniversiteli kadınlar isyanda!

Zonguldak’ta üniversiteli bir kadın Nesibe Hatun Yurdu’ndan kaçırıldı. Aynı yurtta ikinci bir kaçırma olayına karşı kadınlar isyanda Zonguldak’ta üniversiteli bir kadın Nesibe Hatun Yurdu’ndan 10 Ekim günü kaçırıldı. Aynı yurtta ikinci bir kaçırma vakası yaşayan kadınlar yurt önünde eyleme başladı.Üniversiteli kadını kaçıran  kişinin aracı 74 plaka Tofaş  marka olduğu öğrenildi. Kadınlar #NesibeHatun2gun2kadin hastag ile sosyal medya üzerinden, kaçırılan üniversiteli kadını arıyor.

Haberler

Cebeci’de polis gözaltına aldığı kadın öğrenciyi taciz etti

2 Haziran günü Ankara Üniversitesi Cebeci kampüsünde faşist çetelerin üniversitelilere saldırmasının ardından okula girip saldırının mağduru ve görgü tanığı olan kadın bir öğrenciyi gözaltına alırken taciz etti 2 haziran günü Ankara Üniversitesi Cebeci kampüsünde yaklaşık 100 kişilik faşist çete İletişim Fakültesindeki üniversitelilere taşlarla, sopalarla, sallama ve mınçıkalarla saldırdı. Saldırgan çeteye müdahale etmeyen polis işkence yaparak kadın bir öğrenciyi gözaltına alırken devamı▶

Haberler

Saray’daki hesap kampüste tutmaz – Eda Güven*

Üniversitedeki hegemonya krizini yönetmek için tek yolu üniversitenin yönetsel mekanizmalarını ele geçirmekte bulan Erdoğan rektörleri “akademik” açılış için Saray’ına topladı, kendisini alkışlattı. Ancak çabası beyhude. “Üniversite Saray’a sığmaz” diyen üniversiteliler 6 Kasım’da üniversitenin gerçek sahiplerinin kim olduğunu gösterecek, demokratik üniversite mücadelesinin yeni dönem “açılışı” 4 Kasım’da ODTÜ’de…   Üniversiteler hareketleniyor. 15 Temmuz darbe girişimi ve hemen ardından ilan edilen OHAL’le devamı▶

Üniversiteden

Ankara katliamında kaybettikleri arkadaşlarını anan 39 üniversiteli serbest

İstanbul Üniversitesi’nde Ankara katliamında ölen arkadaşlarını anarken gözaltına alınan 39 üniversiteli serbest bırakıldı. Üniversite öğrencileri İstanbul’daki diğer üniversite öğrencileriyle basın açıklaması yaptı İstanbul Üniversitesi’nde üniversiteliler 10 Ekim’in birinci yılında Edebiyat Fakültesi’nde ve Merkez Kampüste anma programları düzenlediler. Edebiyat Fakültesi’nde saat 10.04 yapılan anma etkinliğinde şiir okunurken polis ve Özel Güvenlik Birimleri (ÖGB) saldırmış ve 14 üniversiteliyi gözaltına almıştı. Anmanın Merkez devamı▶