Düğmesiz Cübbenin Önünü İliklemek – Samet Can Çakır

Bildiğiniz üzere Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaşın 24 Nisan’da gerçekleştirdiği hutbesinde “İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti. Yılda yüz binlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın islamî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu HIV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”cümlelerini sarfetti. Ali Erbaş’ın eşcinsellik ,nikahsız beraberlik, ve HIV taşıyıcıları için kullandığı nefret suçu içeren sözlerini eleştirdiği için Ankara ve Diyarbakır barolarına soruşturma açıldı ve bu soruşturmaya hukuk kurumları ortak açıklamayla tepki gösterdi.

         Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, Erbaş’ın beyanlarını savunduğunu ve baroları suçladığını hatırlatan hukuk kurumları “İktidar yetkililerinin bu beyanları, yargıya talimat niteliğindedir. Nitekim Ankara ve Diyarbakır Baroları hakkında, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bu sözlerini, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler bağlamında eleştiren açıklamaları nedeniyle soruşturma başlatılmıştır” ifadelerini kullandı.

        Avukatlık Kanunu madde 76 uyarınca insan haklarını ve hukuk devleti ilkesini korumak için her türlü girişimde bulunmalarının hem yetkileri hem de sorumlulukları olduğunu dile getiren hukuk kurumları “Anayasa 2,10 ve 136. maddeleri, AİHS 13. maddesi ve İstanbul Sözleşmesi gereğince hangi nedenle olursa olsun, devleti temsil eden hiç kimse, kamu gücünü kullanırken; dinsel nedenlerle belirli toplumsal kesimleri suçlayamaz, hedef gösteremez. Baroların bunu hatırlatması, görevleri gereğidir.” uyarısında bulundu.

                Türkiye’de din üzerinden gerçekleştirilen toplumsal ayrımcılığın ve gericiliğin kurumsallaşmış yapısı olan Diyanet İşleri Başkanlığının bu nefret söylemlerinin eleştirildiği ve ve eleştiren baroların hukuksuz soruşturmalar geçirdiği bu dönemde Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu “Bu sorumsuz açıklamayı tasvip etmemiz mümkün değildir” açıklamasıyla gündeme gelmiştir.İnsan haklarını ve anayasal ilkeleri her koşul altında savunan barolarla,avukatlık ve demokratik değerlerle en ufak bir bağının kalmadığını,iktidar ile hukuk arasında bir seçim yapması gerektiğinde tıpkı 2019-2020 adli yıl açılış töreninde yaşandığı gibi hukuktan değil iktidardan yana olduğunu görüyor,temsil ettiği kimliği haketmediğini düşünüyoruz.

                2019-2020 Adli Yıl Açılış Töreni’nde de ; adaletin siyasi iktidarın elinde olduğu,muhalif binlerce kişinin hukuka aykırı bir şekilde tutuklanıp ,yargılandığı; halkın yargı sistemine zerre kadar güven duymadığı günümüz Türkiye’sinde TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun edindiği hukuk kültürünün açılış töreninin yürütmenin evi olan Külliye’de olmasına karşı çıkabilecek kadar yeterli olmadığını görmüş, gerçek adaletin izinde olan baroları yalnız bıraktığına şahit olmuştuk.

        04.05.2020 tarihinde TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ve Adalet Bakanlığınca yapılan açıklamalar ile barolara soruşturma açılmasından doğan “Meslek örgütlerinin seçim yöntemlerini değiştirmekle alakalı tartışmanın herhangi bir çalışmasının bulunmadığını” açık bir dille ifade etmelerinden bir gün sonra Erdoğan partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada barolar ve meslek örgütlerinin seçim yöntemiyle ilgili acil düzenleme gerektiğini söyledi.Bunun üzerine Metin Feyzioğlu 08.05.2020’de talimatı Erdoğan tarafından verilen, meslek odalarının seçimleriyle ilgili yapılması planlanan düzenlemenin “amacının baroları zayıflatmak olmadığını” söyleyerek TBB Başkanı’ndan önce AKP sözcüsü olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir.

        Ülkeden yükselen her muhalif sesin susturulmaya çalışıldığı günümüz Türkiye’sinde yılmadan,usanmadan,her koşul altında hukuksuzlukların karşısında durmayı başaran hukukçuları, genç hukukçular olarak selamlıyor; düğmesiz cübbelere sahip olmalarına rağmen bir yolunu bulup o cübbelerin önünü iliklemeyi başaranları da kınıyoruz.Umudumuz bu süreçte Baroların sessiz meslek örgütleri haline getirilememeleri ve hukukun iktidardan üstün olduğunu görebilmektir.

Kaynakça:

http://www.ankarabarosu.org.tr/HaberDuyuru.aspx?DUYURU&=5011
https://www.diyarbakirbarosu.org.tr/haberler/diyanet-isleri-baskaninin-nefret-soylemi-hakkinda-basin-aciklamamiz
https://www.izmirbarosu.org.tr/HaberDetay/2033/barolari-degil-nefret-soylemini-durdurun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir