Bu kuşak değiştirir! -Hazar Dost* Trakya Üniversitesi Öğrenci Kolektifi

Bu seçimler bizlere birkez daha gösterdi ki AKP göründüğü kadar güçlü değildir. Hakları gasp edilen EYT’liler, yaşamlarına her türlü tehdit ve yapılmak istenen müdahaleye karşı direnişten bıkmayan kadınlar, kayyum ve baskı aygıtlarıyla yönetilmek istemeyen Kürt’ler, ekonomik krizin bütün yükünü çeken işçi ve emekçiler, özgürlükleri her gün biraz daha kısıtlanan gençlik kazandı; “Adam Kaybetti”

Seçim yaygaraları sürerken halk iradesiyle sonuçlanmış 2019 yerel seçimleri memleketin genelinin havasını değiştirmişe benziyor. 31 Mart seçimlerde AKP’yi geriletmeyi yüzdelik ifadelerden ziyade genel profil ve yaratmış olduğu potansiyel bakımından tartışmak, temel sebeplerini analiz edilip, damga vuran “aktörler” olarak adlandırabileceğimiz kitlelerin tanımı ve bu kitleler temelinde kurulacak olan programların bütünü bugün gençlik hareketinin temel programlarını oluşturabilir.


Emeklilikte Yaşa Takılanların “hak gaspına” karşı binlerce kişiyle gerçekleştirdiği mitinglerin, Flormarr işçilerinin aylar süren inatçı direnişinin, ekonomik krizin etkisi olarak “geçinememe” probleminin yükselmesinin, geniş halk kesimlerinin AKP karşıtı cephesini genişleten bir etkiye kavuştuğu bu seçimin öncesinde tartışıldığı kadar seçimin sonuçlandığı fakat AKP tarafından sonuçların kabul edilmediği bu günlerde de yazılıp çiziliyor. Öbür taraftan “Kadın düşmanı” politikalarıyla yıllardır kadınları yok sayan AKP, Türkiye’nin tamamında kitlesel katılımlarla gerçekleştirilen 8 Mart’taki Feminist İsyanı’nın gücünü, Şule Çet Davası’nda yaratılan toplumsal tepkilerin sonucunu bir kez de sandıkta görmüş oldu. Kürtlerin, Fırat’ın doğusunda kayyuma karşı demokrasi başlığıyla Kürt illerinde kazanma ve Batı’da AKP’yi geriletmek için aday çıkartmayarak ilerici adayı destekleme politikası bu seçimde AKP’ye güç kaybettiren en belirleyici unsur olarak görülebilir.


En çok konuşulan bir diğer aktör ise üniversiteyle ve sandıkla yeni tanışan 2000 kuşağı, bu seçimde memleketteki AKP kuşatmasına karşı mücadelede edebileceğini göstermiş oldu. 18 yaşını doldurmuş 2 milyona yakın seçmenin yüzde 70’e yakını AKP’ye oy vermemiş. Sosyal medyada, kantinde, sınıfta; Üniversiteliler bu seçimi hesaplaşma olarak görmekten çekinmiyorlar. Tüm üniversiteyi kapsayan tabloya bakıldığı zaman üniversite içerisinde kendini hissettiren yeni kuşak, AKP karşıtı muhalefetin en net destekçilerinden, şimdilik sadece sandıkta…


24 Haziran sürecinde umudunu diri tutan, inanç dolu kitlenin mağlubiyet sonrası “depresyonu” yerel seçimlerle beraber son buldu, burası net. AKP’nin 16 yıldır yarattığı yenilmezlik algısı artık çöpe gitti. Şimdi umut dolu, iktidar karşıtı muhalefette daha ileri adımları meşru gören bu kitleye hareket alanı açmanın yollarını bulmak gerekiyor.
Bir yandan da ülkenin yaşanacak bir yer olmadığına inanan üniversite öğrencisi sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu da doğalında yurtdışında eğitim arayışlarını tetikliyor. 2017 yılında Üsküdar Amerikan ve Robert Koleji son sınıf öğrencilerinin tamamı yurt dışında eğitim için başvuru yaptı. Öte yandan Erasmus programına başvuru yapan ülkeler sıralamasında son iki yıldır birinci sırada, öte yandan Türkiye gelen öğrenci sayısında son sıralarda.


Akademik yıkım üniversiteyi bir özneleşme ve “statü atlatma” alanı olmaktan çıkarırken gençliğin umudu memleket dışında arama eğilimini güçlendiriyor. Üniversite içi tüm alanlar gerici ve baskıcı kuşatma altındayken amfi dışı üniversiter özneleşme ve bilgi-bilim üretme alanları da gericilikten ve baskıdan payına düşeni alıyor. Öğrencilerin nitelikli alan ihtiyacını bir nebze bile olsa karşılayan topluluklar, bugün rektörlük tarafından kuşatılmış durumda.

Tartışmalarda kurulacak cümleden etkinliğe gelecek olan katılımcıya kadar derinlemesine araştırılıyor. Bir diğer yandan sürekli beslenen “Geleceksizlik algısı” kariyer toplulukları sayısını arttırıyor. Bu başlıklar; sosyal eşitsizlik, nitelikli alan eksikliği, ekonomik krizin öğrencilerin sosyo-kültürel alanını zedelemesi gibi bir dizi sonuç yaratıyor.

Birçok üniversiteli geçim sıkıntısı çekerken hatta okurken çalışmak zorunda kalırken, üniversitelilerin burs-barınma gibi talepleri doğrudan Tayyip Erdoğan’ın “bedavacı” yaftalamasıyla karşı karşıya kalıyor. Bu yaftalama sadece ekonomik krizin üniversiteli kitlelere yansımasını görmezden gelmiyor aynı zamanda üniversiteli kimliğinin sosyo-kültürel anlamda yıpranmasına yol açıyor. Tüm bunlar olurken AKP’yle yandaşlığı su götürmez vakıflara ve derneklere bütçeler sular seller gibi akıtılıyor. Bunun gibi ince hesaplar üzerinden gençlik kitlelerine AKP’li olmak ya da olmamak üzerinden şekillendirilen iki uç arasında sunulan seçim aynı zamanda gelecek vaadi olarak sunulmuş oluyor.


Bugün üniversitede derse giren, çimende oturan, kantininde çay içen herkesin farkında olduğu bu durumun çıkış yolu seçimlerde AKP karşıtı kurulan sandık muhalefeti ekseninde buluşuyor. Fakat bu buluşma üniversiteyi ve memleketi yeniden kuracak yıkıcı ve kurucu bir bütünlüğe ulaşmıyor. Gençlik hareketi, gençlik kitlelerinin muhalif eğilimini bu yeni kuşağın öne çıkan nitelikleriyle kapsayacak kanalları ve eylemini tetikleyebilecek eylem tarzını yaratacak bir özne olarak öne çıkmadıkça buluşmanın ekseninin değişmeyeceği de aşikar.


Bu alanları açmak için, okuma gruplarını ve toplulukları-kulüpleri araç olarak görmekten çok amaç olarak görebiliriz. Her alanın en ilerisinde bulunan üniversitelilerin özgürce tartışabildiği, fikrini beyan edebildiği alanların varlığı, harekete hazır öznelerle gençlik hareketi arasında köprü işlevi görebilir. Bu toplulukların akademinin ilerici tüm bileşenleriyle kuracağı bağın ilerletilmesi üniversiteyi inşa etme aşamasında gerçek bir zemin hazırlar. Yandaş kadrolaşma ve akademik tasfiyeler karşısında üniversitelilerin ortaya koyduğu tepki liyakat talebi çevresinde bu zemin üzerinden hareket edebilir. Bugün felsefe toplulukları bir felsefe kürsüsü niteliğine bürünebilir fakat bunun için nitelik ve olanaklar açısında güçlendirilmesi gerekir. Gençlik hareketi öznelerinin bu görevi en önde üstlenmesi ise inşa aşamasında gerçek bir öncülük niteliği kazandırır.

AKP’ye kaybettirme motivasyonuyla üniversiteyle tanışan bu yeni kuşak bu seçimde belirleyici olan aktörlerden biriydi. Yerli ve milli gençlik kılıfına girmeyi reddettiğini seçimde sandığa taşıyan bu kuşak açık ki AKP karşıtı gençlik hareketi açısından bir başka hareket biçimini anlamayı gerekli kılıyor. Bu hareket yeri geldiğinde iktidarın içinde bulunduğu krizin üniversite içerisindeki yansımalarına karşı akademik-demokratik taleplerle olgunlaşırken, yeri geldiğinde iktidarın dinci-gerici baskısı karşısında laiklik, bulunduğu her alanda kendini gerçekleştirmesini engelleyecek zor-baskı aygıtlarına karşı özgürlük talebiyle kendini açığa çıkarıyor. Fakat bu kuşak çağın gerektirdikleriyle uyumu noktasında gençlik hareketi açısından ezber de bozuyor. Toplumsal muhalefetin kabardığı her anda öne çıkan yaratıcı kimliği, güncel medya iletişim araçlarını yenileyerek kullanması, kalıplaşmış ve kendisine dayatılan her neyse ona karşı tepki göstermesi ve kendi yaşamında direnç noktaları oluşturması, hatta bu seçimin ardından ortaya çıkan açık bir nitelik olarak değiştirmeye dair güçlü iddiası ezber bozan nitelikleri arasında öne çıkıyor.

Elinde gücü hisseden, bir şeyleri değiştirebileceğine inanan milyonlarca üniversite öğrencisi şimdi AKP’yi köşe sıkıştırmak, daha da zora sokmak için elinden geleni yapacak motivasyona sahip. Üstelik bu güç sadece yakınındaki erke değecek bir dinamit gücüne değil geleceği değiştirecek haliyle geleceksizliğinin evrensel kaynaklarına da değecek bir güce sahip. Gençlik tarih boyunca tüm toplumsal hareketlerin dinamit fitili karakterini taşımıştır. Bu karakter bugün yıkan ve yok eden kapitalizmi alaşağı edecek karşıtlıkla bir başka yıkıcılık ve kuruculuk nitelikleri kazama potansiyeli taşıyor. Faşizme karşı mücadele; yağma, talan yolsuzluk üzerine inşa edilmiş iktidarlara karşı üniversitenin en derininde saklı öznesinin aklıyla ivme kazanacaktır.

Hazar Dost Trakya Üniversitesi Öğrenci Kolektifi

Çok okunanlar

Haberler

HAYIR’ına sahip çıkan üniversiteliler Abbasağa’da

İstanbul’da gençlik “HAYIR’ımıza sahip çıkıyoruz” diyerek 27 Nisan’da Abbasağa’da buluştu  İstanbul’da, her yerde “hayır”ı büyüten gençlik; 16 Nisan ile memleketin her yerinde sokakta, “Hayır bitmedi, daha yeni başlıyor” sesini yükseltiyor. Devamı