Faşizm, ırkçılık, cinsiyetçilik: Sağ popülizm (Üniversiteli Gazetesi)

Sol siyasal merkezlerin kayda değer bir ilerlemesi var. Fakat Sol siyasal merkezlerin sağ popülist program karşısında güçsüzlüğü, geniş halk kesimleri umudu Almanya’da AfD, ABD’de Cumhuriyetçi Parti, Brezilya’da Sosyal Liberal Parti gibi sağ siyasal merkezlerde aramaya itiyor

21. yüzyılın ruhunda bir şeyler eksik. Kapitalizm hala kendi krizleriyle boğuşuyor. Her geçen gün daha da dibe batıyor. Bununla birlikte geçim sıkıntısı, işsizlik, işten çıkarmalar, kadın cinayetleri, doğa katliamları; her geçen gün artan istatistikler olarak normalleşiyor.

Türkiye gibi yeni sömürge kapitalist ülkelerde geleneksel siyasal merkezlerin on yıllardır uyguladığı neo-liberal politikalar artık değirmenin suyunu döndürmeye yetmiyor. Yüksek cari açık ile büyümek bir yere kadar. Para piyasalarında riskli bölge ilan edilirsen değirmenin suyu kesiliyor. Değirmen dönmeyince de borçlanma artıyor, enflasyon yükseliyor. Zamlar birbiri ardına geliyor.

Dünyada bir çok parti sağ popülist söylemlerle krizden beslenerek iktidara gelen AKP ile kader ortaklığı yapıyor. Neo-liberal programlarla günden güne yoksulluğa, güvencesizliğe, geleceksizliğe doğru itilen kitleler kimi yerlerde yüzünü Sol siyasal merkezlere döndüğü bir gerçek. Almanya, ABD gibi ülkelerde Sol siyasal merkezlerin kayda değer bir ilerlemesi var. Fakat Sol siyasal merkezlerin sağ popülist program karşısında güçsüzlüğü, geniş halk kesimleri umudu Almanya’da AfD, ABD’de Cumhuriyetçi Parti, Brezilya’da Sosyal Liberal Parti gibi sağ siyasal merkezlerde aramaya itiyor.

Krizin Avrupa’daki yansımaları; emperyalist savaş ve işgallerin yarattığı uluslararası göçler ve siyasi merkezlerin bu krizden çıkış yolu olarak yükselttiği ırkçılık, kadın düşmanlığı ve gericilik siyasal merkezlerin liderlerinde cisimleştiği bir durum var. Krizin faturasını göçmenlere, kadınlara kesen cinsiyetçi, ırkçı, faşist liderlere bir yenisi daha Brezilya’dan eklendi. “Her şeyden önce Brezilya ve her şeyin üzerinde Tanrı” sloganıyla iktidara gelen Jair Bolsonaro neo-liberal politikaların yıprattığı yoksul halk kesimlerinden büyük miktarda oy topladı. Bunu “sistemi yıkacağız” söylemi üzerinden yapıyor fakat ekonomik olarak sunduğu program neo-liberalizmden bağımsız değil. Nasıl olsun ki? Kapitalizmin ideoloji ve program üreticileri olan ABD’li ya da uluslar arası Think-Tank kuruluşları siyasete, ekonomiye yönelik yeni bir kapitalist program öneremiyor. Sistem artık büyük bir tıkanıklık içerisinde. Kapitalizmi bu tıkanıklık içersinden kurtaracak “Keynes” gibi bir kurtarıcı ortaya çıkar mı bilinmez ama neo-liberal program artık sistem için sürdürülebilir değil.

 

Ayrıca “Her şeyden önce Brezilya ve her şeyin üzerinde Tanrı” sloganı çok tanıdık. Bu gerici sağ iktidarlar benzer söylemler üretiyor. ABD’de ki “Make America great again” sloganını hatırlayalım. Bunun gibi gerici iktidarların bir içe kapanma stratejisi var. Her iktidar kendi “yerli ve milli”sini, “tek devlet, tek millet”ini üretiyor. Buna yer yer “tek din” de eklemleniyor. Böylelikle su iyice bulandırılıyor. Sistemin girdiği krizden çıkışı kendi ülkelerini güvenilir bir liman haline getirmekte arıyorlar. Kendi kitlelerini konsolide etmek için ise kadın düşmanı, ırkçı söylemler üretiyorlar. Yani krizin hesabı öteki kutuba kesiliyor. Çünkü üstü kapatılması gereken bir şey var. Artık dikiş tutmayan neo-liberal program.

Burada egemenler için mevcut sorun neo-liberal programdan vazgeçme imkânlarının olmayışıdır. Neo-liberal yıkıma uğrayan işçi kesimlerinden kutuplaştırıcı, saldırgan söylemler üreterek oy toplayan bu gerici sağ-popülist iktidarlar mevuct krizleri daha da derinleştiriyor. Sistemi yeniden üretme çabası beraberinde yoğun bir proleterleştirme ve güvencesizleştirmeyide getiriyor. Hatırlayalım; Bolsonaro henüz aday iken yüz binlerce kadın tarafından protesto edildi. Kadınların önderliğindeki toplumsal muhalefet haftalarca Bolsonaro’nun gerici, cinsiyetçi, faşist politikalarını teşhir etti. Türkiye’de 3. Havalimanı ve Tariş işçileri fiili OHAL koşullarına rağmen direnişe geçti. Bunun karşısında iktidar şiddete başvurdu ve tutuklama furyası başladı. Bunun gibi bir çok örnek var fakat bu direniş eğilimleri iktidarı almaktan henüz çok uzaktalar.

Evet; 21. yüzyılın ruhunda birşeyler eksik. Dünya geneline baktığımızda faşistler bir bir iktidara geliyor. Fakat belirtmekte fayda var. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna henüz yaklaşmaktayız ve ufukta “kızıl tehlike” gözüküyor. Beyaz Saray’dan çıkan “Sosyalizmin fırsat maliyeti” isimli rapora göre Sol siyaset giderek artan bir popülerliğe sahip. Sağlık, barınma hakları gibi sosyalist programlar halk tarafından destek görmeye başlıyor. ABD’li siyasetçiler durumu Marx’ın 200. yaş gününe bağlaya dursun gerçek ortada. 21. yüzyıl ruhunu arıyor. Sosyalizm ufukta…

 

Çok okunanlar

Dünyadan

Peru’da Yolsuzluklara Karşı Üniversiteler İşgalde

İşgal eyleminin kökeni 9 Temmuz 2014’te çıkan Yeni Üniversite Yasasına kadar uzanıyor. Yasa üniversitelerdeki usulsüzlükleri örtbas etme aracı haline gelen Ulusal Rektörler Kurulunun lağvedilmesini içeriyordu. Federico Villareal Ulusal Üniversitesi (UNFV) Devamı

No Picture
Haberler

Pamukkale Üniversitesi’nde tecavüze karşı kadın dayanışması

Pamukkale Üniversitesi Kınıklı Kampüsü girişinde toplanan yaklaşık 20 öğrenci, “Yalnız Değilsin”, “Meta değil, kadınız”, “Bedenimiz bizimdir”, “Tecavüze karşı sessiz kalmıyoruz” yazılı pankart ve dövizlerle Ç.A.´nın tecavüze uğramasına tepki gösterdi. Pamukkale Devamı

No Picture
Haberler

KTÜ’lü öğrencilerin velilerine tehdit mektubu

Karadeniz Teknik Üniversitesi(KTÜ) yönetiminin üniversitede yapılan eylemler sırasında görevlilerine çektirdiği resimler, “kimliği belirsiz kişiler” tarafından eylemlere katılan üniversitelilerin ailelerine postalanıyor. Üniversitede muhalefeti sindirmek için üniversite yönetimi “kimliği belirsiz kişiler” ile Devamı