“Genç Hukukçunun Vasıfları” ya da Osman Atalay’ın vasıfsızlığı – Görkem Göcen*

Geçtiğimiz günlerde Yargıtay üyesi ve aynı zamanda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İnfaz Hukuku dersinin hocası olan Osman Atalay, “Kardeşlik ve Birlik” isimli İslamcı derneğin “Genç Hukukçunun Vasıfları” isimli etkinliğine katıldı. Etkinliğin afişinde ayet ve hadisler yer alırken esas dikkat çeken “Erkeklere mahsustur” ibaresi oldu.

Osman Atalay, bulunduğu konum itibariyle iktidarın hukuk politikaları açısından fazlasıyla fikir veren bir yerde duruyor.

AKP ve yargı

Yüksek yargı, bugün AKP eliyle tam anlamıyla yandaş, İslamcı, gerici, niteliksiz kadrolarla dolduruluyor. Bu kadroların işgal ettiği mahkemeler her geçen gün yeni hukuksuz kararlara imza atıyor, “davayı sulandırmak”tan avukatlar tutuklanıyor, yandaşlar en ağır suçları işleyip en az cezayla yırtarken, AKP’nin tetikçileri korunup kollanırken ve cezasız bırakılırken, muhalifler, laikliği, özgürlükleri, halkın haklarını savundukları için yıllarca cezaevlerinde, uydurma ithamlarla hukuksuzca tutuluyor.

Osman Atalay şahsında AKP ve üniversiteye saldırıları

AKP’nin tüm gücüyle saldırdığı alanlardan biri yargı iken, bir diğeri de bilgi üretiminin merkezi olan üniversiteler olarak öne çıkıyor. AKP’nin yandaş rektörleri üzerinden son yıllarda üniversitelerde faaliyet yürüten bilim-sanat toplulukları kapatıldı, paneller, forumlar engellendi, faşist çeteler üniversitelere doluşturulurken saldırının en güçlü ayağı OHAL KHK’leri ile kuruldu, binlerce muhalif akademisyen ihraç edildi. Bu hamleleriyle AKP üniversiteler üzerinde adeta bir korku ortamı yarattı, üniversitede görevini sürdüren az sayıda muhalif akademisyen, yazıp çizmekten, ders anlatımında gerçeği söylemekten korkar hale getirildi, öğrenciler ise soruşturmalarla, disiplin cezalarıyla baskılanmaya çalışıldı.

Yandaş akademisyenlerin vasfı

İhraç edilen muhalifler akademiden uzaklaştırıldı ama bu ihraçlar yalnızca muhalifleri akademiden uzaklaştırmaktan öte, bilimsel üretime yönelik bir saldırı olarak asıl niteliğini gösterdi. AKP, üniversitenin gerçek sahiplerini baskıyla, zorla üniversiteden uzaklaştırırken, yerine kendi ideolojik hegemonyasını kurmayı da ihmal etmedi. İşte Osman Atalay’ların rolü tam da burada karşımıza çıkıyor. Deve sidiğinden şifa bekleyen, Nuh’un cep telefonu kullandığını söyleyen, içindekiler bölümünden ibaret doktora tezleri hazırlayan ve son olarak da “erkeklere mahsus” “genç hukukçunun vasıfları” etkinliği düzenleyen sözde akademisyenler, üniversite kimliğini dezenformasyona uğratarak yerine kendi vasıfsızlıklarını koydular.

Hedefledikleri gerici ve kadın düşmanı bir hukuk sistemi

Söz konusu etkinliğin afişinde hukuk sistemine ilişkin bir ayet ve bir hadis yer alıyor. Ayetin ve hadisin, Yargıtay üyesi ve aynı zamanda Hukuk Fakültesi’nde ders veren birinin katıldığı etkinliğin afişinde yer alması, bunları masum birer “öğüt” olmaktan ziyade, hukuk alanındaki tüm tarihsel gelişmelerin düşmanı İslamcı ideolojinin, hukuk sistemini laik nüvelerinden arındırıp, onu şeriat hükümlerine uygun bir sisteme dönüştürme niyetini apaçık ortaya koyuyor.

Bir akademisyenin katıldığı etkinliğe kadınların alınmayacağının apaçık bir şekilde etkinlik afişinde belirtmesi ise İslamcıların düzenlediği bir etkinlik olması açısından hiç şaşırtıcı değil ancak bu zihniyetin hem yüksek yargıda hem de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi gibi cumhuriyet tarihinin aydınlanmacı karakterinin simgelerinden biri haline gelmiş bir fakültede yer işgal ediyor olması hem şaşırtıcı hem de korkutucu. Kadına yönelik şiddet, kadının üretimden dışlanması, defalarca çıkarılmaya çalışılan taciz-tecavüz yasaları, kısaca kadının toplumsal yaşamdan dışlanması iktidar ideolojisinin en temel ayaklarından biri. Osman Atalay, kadınların katılamayacağı bir etkinlik düzenleyerek AKP’nin bu dışlama politikasının da kendisinde vücut bulmasını sağlamış oldu.

Osman Atalaylarla mücadele

Son olarak iktidar, halihazırda sermayenin işgali altında olan üniversiteye yönelik politikalarını piyasacı, neoliberal bir biçimde daha da alevlendirirken, üniversitelileri de üretimi toplumsal fayda için değil, sermaye yararına kullanmaya itmiş, giderek bencilleştirilen, kariyer kaygısından başka bir şey düşünmeyen bir gençlik yaratmaya çabalamıştır ve buna hız kesmeden devam etmektedir. Üniversitelerde düzenlenen kariyer etkinlikleri de bu politikanın bir parçası olmuş, üniversiteliler sertifika peşinde o etkinlik senin bu etkinlik benim koşar hale gelmişlerdir. İşte Osman Atalay şahsında vücut bulan iktidarın üniversiteye yönelik politikalarından biri de budur. İktidar bu tür etkinliklerle hem kendi politikalarını üniversitelilere benimsetmeyi hem de onlardan gelecek muhalefeti baskılamayı hedeflemektedir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında AKP’nin hem yargıya hem de üniversiteye yönelik gerici, faşist, kadın düşmanı, piyasacı, baskıcı saldırıları Osman Atalay şahsında gözler önüne serilmektedir. Osman Atalaylarla mücadele, AKP ile mücadeledir. AKP ile mücadele; akıl, bilim, özgürlük mücadelesidir!

*Ankara Üniversitesi Öğrenci Kolektifi

Çok okunanlar

Haberler

Bu ülkeyi bizden başkası yönetemez! Osman Çokaman*

Darbe, OHAL, gözaltılar, tutuklamalar derken her şey hızla akıp gidiyor. Birileri görevden alınıyor, uzaklaştırmalar, ilişiği kesilenler, “kurunun yanında yanan yaşlar” devletin ortadan kalktığı bir durumu yaratıyor. Herkes farkında ve her Devamı

No Picture
Haberler

AKP’lilerin ‘padişahına’ Kolektifler’den protesto

Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs hattına katılan Başbakan Erdoğan’ı AKP’liler ‘Son Osmanlı Padişahı” diye karşıladılar. Aynı törende Öğrenci Kolektifleri, ulaşımın pahalılığı ve ödenmeyen belediye bursları nedeniyle Erdoğan’ı protesto etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devamı

No Picture
Haberler

Öğrenci Kolektifleri, harç zamlarına karşı gece nöbetinde

Öğrenci Kolektifleri tüm Türkiye’de harçlara karşı nöbet tutuyor. Üniversiteliler, “Harç zamları geri alınana kadar bize uyku yok” diyor. Ankara’da Yüksel Caddesi’nde nöbet tutuluyor YÖK’ün üniversite harçlarını artırması üzerine üniversitenin gerçek Devamı