Konkortmat, Konkurdoto, Kondormata – İktisada Çıkış (Üniversiteli Gazetesi)

Konkordato son günlerde adını sıkça duyduğumuz bir kavram oldu. Herkesin biraz bildiği ama anlatamadığı bir kavram olan konkordato söyleniş itibariyle de zor bir sözcük. Kimine göre ‘’kongardoto’’, kimine göre ‘’kondormata’’ ya da birileri çabalıyor ama ya ‘’konkort’’a kadar ya da ‘’kontur’’a kadar söyleyebiliyor. Konkordato kısaca devletin, iflas eden şirketi kendi korumasına alarak ticari faaliyetlerine devam ettirmesi anlamına geliyor. Ülkedeki ekonomik kriz hayatımıza konkordato gibi daha birçok kavramı sokacağa benziyor.

Son dönemde piyasadaki yüksek döviz durumundan dolayı TL’de yaşanan değer kaybı sonrası krizin açığa çıkmasıyla küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerde konkordato ilan etmeye başladı. Ekonomiyi yönetemeyen Erdoğan ve AKP hükümeti halka karşı, “Ekonomik kriz yok, olanlar birer algıdan ibarettir.”, “Türkiye’de yaşanan kriz değil, manipülasyondan kaynaklanan bir strestir.” şeklinde açıklamalarda bulunurken, şirketlere şu cümleleri söylüyor, ‘’Özel sektör krizi fırsata çevirebilecek maharette.’’ Evet burada da gördüğümüz üzere Erdoğan’ın söyledikleri bir yana şirketlerin maharetleri de gözler önünde. Bir bir konkordato ilan ederek iflas bayrağı çeken firmaları görüyoruz. Peki ekonomiyi yönetenlerin bir çözümü var mı, yapısal reformlar yapısal reformlar bakalım neymiş bu yapısal reformlar?

Çökmekte olan ekonominin çözümü için hangi yollar tercih edildi?                   

Yeni Ekonomi Programında üç ana başlığa vurgu yapıldı. Denetleme, disiplin ve dönüşüm. Burada mevcut ekonomide bir dengesizliğin ve disiplinsizliğin olduğunu ve bunların ortadan kalkması için bir değişim dönüşüm yapılması şartlı bir durum olduğunu söylediler. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, açıkladığı Yeni Ekonomi Program(YEP) da bakanlık bünyesinde kurulan Maliyet Dönüşüm Ofisinin 16 bakanlığın temsilcilerinin bulunduğu kurumlarda plan doğrultusunda atılacak adımlar ve tasarrufların bu ofis üzerinden denetlenip takip edileceği açıklandı. Bu ofisin ‘danışmanlık’ görevi için ABD merkezli bir şirket olan McKinsey ile anlaşıldı. McKinsey İstanbul’da da ofisi olan bir danışmanlık şirketi. Uluslararası şirketlerin, firmaların kimi zaman da neo-liberal politikaları uygulamanın sancılı olduğu ülkelerde danışmanlık yapıyor. Türkiye’ de ise sözde “danışmanlık” sürecinde birlikte çalıştıkları özel ve kamu kuruluşlarına ait tüm verileri toparlayacak, işleyecek ve bu analizlerle birlikte bakanlık bütçelerine, kamuda yeni talan projelerinin kararlarına dair planlar hazırlayacak. İMF’nin kendi seçmeni için ne anlam ifade ettiğini bilen Erdoğan İMF’siz İMF programı uygulamaya koyulmuştu ki bir anda vazgeçti. Yerel seçimler yaklaşmışken McKinsey’in bu kadar dillendirilmesinden korkmuş olmalı. Şimdi ise Mckinsey ile anlaşmanın iptal edilmesiyle birlikte ödenmesi gereken bir tazminat sorunu da ortaya çıktı.

Peki bu konkordato denilen şey aslında nedir?

2016 yılında çıkarılan KHK ile iflas erteleme yasaklanmıştı. Bunun yerine getirilen konkordato da iflas ertleme anlamına geliyor. İflas erteleme nedir? Konkordato ile arasındaki fark nedir?

Şirketler veya firmalar borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemediğinde hacizlerin gelmeye başlamasıyla birlikte iş yapamaz hale gelir. İflas erteleme borçlunun alacaklılarıyla masaya oturup ödemelerini belli bir programa koymasıdır. Bu sayede şirket iflas edip kepenk kapatmaz ve alacaklılarıyla anlaşıp borçlarını öder. Konkordato ise çoğu zaman ticari faaliyetlerin devamlılığını sağlıyor. Bunun en önemli sebebi borçlunun borçlarının 3/2’ ni ödemesi yani alacaklının alacaklarının bir kısmından feragat etmesi oluyor. Bu da borçluya vade kazandırmış ve ticari faaliyetlerine devam etmesi anlamına geliyor. Konkordato talebi onaylandığında şirkete verilen süre içerisinde icra korumasına alınır. Gel görelim ki uygulamada durum farklı, konkordato ilan eden firma ve şirketlerin çoğu kepenk kapatıyor. Şimdiden üç binden fazla şirket konkordato ilan etti. Bunların yanında kişiler de konkordato ilan edebiliyor. İki vatandaşın konkordato ilan ettiği haberlere çıkmıştı.

Konkordato ilanlarının artması ve bu şirketlerdeki çalışanların alacakları

Ülkedeki ekonomik sorunlar ve piyasadaki hareketlerden dolayı döviz kurunun tırmanışı, alım gücünün düşmesi, talebin daralması sonucu satışlar düşmektedir. TL’deki değer kaybı, faizlerdeki yüksek sıçramalar ve piyasa faizlerinin öngörülebilir düzeyin çok üstüne çıkması, talebin daralmasıyla birlikte ödeme güçlüğü çeken şirketlerin sayısı sürekli artmaktadır. Fiilen iflas etmiş şirketlerin iflası geçici olarak ertelemesi olarak düşünülse bile konkordato ilan etmiş şirketlerin büyük çoğunluğu iflası ilan etmek zorunda kalacaktır. İşletmelere doğrudan etki etmesi belirli bir süre alacak ancak kısa sürede 3 bini aşan  konkordato ilanlarının gelmesi bunun katlanarak devam edeceğinin göstergesidir. Bu iflaslardan gözden silinen diğer kısım, işçilerin şirketlerden alacakları olduğu açık. Çalışanların hak ettikleri maaşları alabilmelerinin ise türlü dolambaçları var. Konkordato başvurusu yapan şirketlerde, işçilerin alacaklarını karara yazdırmış olmaları, süreci yakından takip etmeleri ve aynı şekilde sendikaların da süreci yakından takip etmeleri gerekmektedir. Ancak Konkordato kararı alan şirketlerin işçi ücretlerini ödeyememesi durumunda, işçilerin veya vekillerinin İŞKUR’a başvurarak Ücret Garanti Fonu’ndan üç aylık ücretlerini alabiliyorlar. Bundan yaralanabilmek için işçinin son bir yıl içerisinde konkordato ilan edilen işyerinde çalışıyor olması, ücret alacağı için beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekiyor. Böyle anlatıldığında süreç takibi iyi yapıldığı taktirde işçinin ücretleri alınacağı söyleniyor ama gerçekte işler böyle ilerlemiyor. Komiserin kararı ile işçi muhatapları şirket gösterilse de şirketler ödeme yükünü kabul etmeyerek işçiler mağdur ediliyor. Şirketten alacağı bulunan işçiler, ilandan önce maaşlarının asgari ücret tutarını banka üzerinden alırken kalan kısmı elden alıyorlardı. Şimdi ücret garanti fonuna başvuran işçilerin alacakları asgari ücret üzerinden değerlendiriliyor. Hem alacakları için muhatap sorunu yaşıyorlar hem de alacaklarının tamamını alamıyorlar. Önümüzdeki günlerde konkordato ilanlarının sayısı artacak, alacaklarını alamayan çalışanlar sesini çıkarmaya başlayacaktır.

 

 

 

Çok okunanlar

No Picture
Haberler

KTÜ’lü öğrencilerin velilerine tehdit mektubu

Karadeniz Teknik Üniversitesi(KTÜ) yönetiminin üniversitede yapılan eylemler sırasında görevlilerine çektirdiği resimler, “kimliği belirsiz kişiler” tarafından eylemlere katılan üniversitelilerin ailelerine postalanıyor. Üniversitede muhalefeti sindirmek için üniversite yönetimi “kimliği belirsiz kişiler” ile Devamı

No Picture
Haberler

AKP’li Bakan, öğrenciler tarafından protesto edildi

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, konuşma yapmak için gittiği Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde öğrencilerin protestosuyla karşılaştı. Bugün (12 Ekim) saat 11.00’da ‘2. Cengiz Aytmatov Günleri’ açılış programı Devamı