Rantın, doğa katliamının, talanın projesi: Kanal İstanbul – Fahri Can* (Üniversiteli Gazetesi)

”Toplamda 60 milyar TL’lik bir proje olan Kanal İstanbul, tıpkı AKP’nin diğer projeleri gibi halkın sırtına yüklenecek ve proje ihalesini alan şirketin de Saray’a yakın bir şirket olacağını düşünürsek projenin ne denli büyük bir rant projesi olduğu daha da belirginleşiyor” 

2011 seçimleri öncesi AKP’nin üç “çılgın proje”sinden biri olan Kanal İstanbul, geçeceği güzergahın belirlenmesiyle birlikte tekrar tartışmalı bir biçimde gündeme geldi. Yapılan çalışmalar neticesinde projenin gerçekleşmesiyle Marmara bölgesinde oluşacak tahribatın telafi edilemeyecek boyutta olmasına rağmen projeler çizilmiş, torba yasalarla yasal kılıf uydurulmuş durumda. Projenin açıklandığı ilk günden beri bunun büyük bir rant projesi olduğunu söylemek zor değildi ve bugüne kadar öğrenilen detaylar bu görüşü kanıtlar nitelikte. 2011 yılında AKP’nin en büyük rant projelerinden biri olan Kanal İstanbul’un bugün geldiği nokta doğa katliamından başka bir şey değil.

Marmara’nın katli projesi

Küçükçekmece – Sazlıdere – Durusu hattında 45 km’lik bir proje olan Kanal İstanbul, gerçekleşmesi
halinde AKP’nin İstanbul’a açtığı en büyük yara olarak tarihe geçecek. Marmara Denizi’nden bölge iklimine kadar bütün ekoloji planlanan kanaldan etkileniyor. Konumu itibariyle özgün bir yapısı olan Marmara Denizi’nin açılan yeni kanal ile 12 bin yılda oluşan dengesinin bozulacağı ön görülüyor. Söz konusu değişim ile Marmara Denizi’nin tuzluluk oranından su akıntılarına kadar birçok özelliği değişecek. Böylece denizdeki canlı popülasyonunda ciddi değişimler meydana gelecek. Ayrıca Marmara Denizi’nin değişen özelliklerinin iklime de bir etkisinin olacağı ön görülüyor. Ayrıca yeni kanal ile Karadeniz’den gelecek fazla akıntı sonucu Marmara Denizi’nin dibinde oluşan H2S (hidrojen sülfür) miktarındaki artış Marmara Denizini tıpkı bir zamanların Haliç’ine dönüştürecek. Ayrıca söz konusu kanaldan Karadeniz’in de zarar görmesi ön görülüyor. Kanal İstanbul ile bölgede artacak kentleşme
İstanbul’da hali hazırda var olan altyapı sorunlarını daha da arttıracak. Mevcut haliyle bile Karadeniz’e
boşaltılan İstanbul kanalizasyonunun daha da artması Karadeniz’deki canlı yaşamını da tehlikeye
sokacak. Kanalın açılmasıyla ortaya çıkacak 3 milyon ton hafriyatlarla yeni dolgu sahalarının oluşturulması planlanıyor. Böylesi büyük bir kazı işlemi sonucu bölgedeki üç aktif fay hattının tetiklenebileceği ön görülüyor. Deprem toplanma alanlarına dahi AVM inşa eden AKP, İstanbul halkının canını hiçe sayma pahasına kendi rant projelerine devam ediyor.

Kente değil ranta hizmet

Gerçekleştirmek istedikleri projeyi “İstanbul’a büyük bir hizmet” olarak lanse edenler açıkça İstanbul
halkına yalan söylüyor. Toplamda 60 milyar TL’lik bir proje olan Kanal İstanbul, tıpkı AKP’nin diğer projeleri gibi halkın sırtına yüklenecek ve proje ihalesini alan şirketin de Saray’a yakın bir şirket olacağını düşünürsek projenin ne denli büyük bir rant projesi olduğu daha da belirginleşiyor. Proje, kente hizmet değil bedeli bütün Türkiye halkına yüklenecek olan bir yağma projesidir.

Hali hazırda nüfus yoğunluğunun çok fazla olduğu İstanbul’da açılacak yeni kanalla paralel 3 km yarıçapında bir kuşağın imara açılması planlanıyor. Şu anda TOKİ’nin açılması planlanan kanal çevresinde 33 toplu konut projesi bulunmakta. İmara açılacak bölgeler ile birlikte zaten hızla artan İstanbul nüfusu patlama yapacak gibi duruyor. Ayrıca projenin güzergahı üzerinde olan ve İstanbul’un en büyük iki tatlı su kaynağı Sazlıdere Barajı, Terkos Gölü ve çevrelerinde bulunan tatlı su kaynakları risk altında. Kanal ile birlikte Sazlıdere tamamen yok olurken, Terkos ve civarı ise büyük zarar görecek. Böylelikle İstanbul ciddi bir su sıkıntısı ile karşı karşıya kalacak. Proje ile birlikte sadece kanalın varlığıyla değil imara açılan alanlar ve yeni yapılacak yol/köprüler ile birlikte bölgedeki doğal yaşam alanları ve yerleşim alanları da risk altında bulunuyor.

Kanal ile birlikte bölge halkının yaşayabileceği mağduriyetin nasıl giderileceği ise merak konusu. Zaten
AKP belediyeciliğiyle altı üstüne getirilen İstanbul daha da yaşanmaz bir kente dönüştürülecek. Geçtiğimiz günlerden Arnavutköy Belediyesi Kültür Merkezinde göstermelik bir şekilde gerçekleştirilmeye çalışılan toplantı öncesi salonun dolu olduğu gerekçesi ile aralarında Prof. Dr. Beyza Üstün’ün de bulunduğu yaşam savunucusu vatandaşlar toplantıya alınmak istenmedi. Vatandaşlar ile polis ekiplerinin arasında yaşanan tartışmalar sonucu toplantıya giren Prof. Dr. Beyza Üstün toplantının usulsüzlüğünü toplantı salonuna anlattı. Yaptığı konuşmasında “Usulen yanlış yapıyorsunuz. Burası halkın buluştuğu bir yer değil. Dolayısıyla katılımı hiç olamaz. İki nedenle… Danıştay aldığı kararlarda şunu söyler ‘Bu yapılacak olan projenin yapıldığı yerler de dahil olmak üzere etkilenen herkese haber vermek zorundasınız.’ Usulen yanlış yapıyorsunuz. Buranın halkı yok burada. Bu Kanal İstanbul’u ilgilendiriyor, bu kanal halkı ilgilendiriyor. Sadece Arnavutköy’ü değil, Küçükçekmece’yi değil Danamandra’yı değil… Yaptığınız suçtur” sözleriyle toplantının hukuksuzluğunu ve göstermelik bir toplantı olduğunu açıkça belirtti.

Daha önce Sinop’ta Çevresel Etki Değerlendirmesi Halkın Katılım Toplantısına vatandaşlar aynı bahaneyle “toplantı salonu dolu” denilerek toplantıya alınmamış, halka polis barikatı çekilmişti. Biz bu
doğa katillerini HES’lerden, Cerattepe’den, Sinop’tan tanıyoruz. Belediye işçilerinin zorla götürüldüğü
ÇED bilgilendirme toplantılarında polis barikatı arkasından halka yalan söylüyorlar. Her zaman yaşamı
ve doğayı savunan biz üniversiteliler dün Cerattepe’deydik, bugün lime lime edilmek istenilen İstanbul’dayız. Yaşamı, doğayı rant hırslarına kurban etmek isteyen doğa düşmanlarının karşısındayız.
Bugün halka karşı kurdukları barikatları aşacak olanlar da bizleriz.

Çok okunanlar

Dünyadan

Peru’da Yolsuzluklara Karşı Üniversiteler İşgalde

İşgal eyleminin kökeni 9 Temmuz 2014’te çıkan Yeni Üniversite Yasasına kadar uzanıyor. Yasa üniversitelerdeki usulsüzlükleri örtbas etme aracı haline gelen Ulusal Rektörler Kurulunun lağvedilmesini içeriyordu. Federico Villareal Ulusal Üniversitesi (UNFV) Devamı

No Picture
Haberler

Pamukkale Üniversitesi’nde tecavüze karşı kadın dayanışması

Pamukkale Üniversitesi Kınıklı Kampüsü girişinde toplanan yaklaşık 20 öğrenci, “Yalnız Değilsin”, “Meta değil, kadınız”, “Bedenimiz bizimdir”, “Tecavüze karşı sessiz kalmıyoruz” yazılı pankart ve dövizlerle Ç.A.´nın tecavüze uğramasına tepki gösterdi. Pamukkale Devamı

No Picture
Haberler

KTÜ’lü öğrencilerin velilerine tehdit mektubu

Karadeniz Teknik Üniversitesi(KTÜ) yönetiminin üniversitede yapılan eylemler sırasında görevlilerine çektirdiği resimler, “kimliği belirsiz kişiler” tarafından eylemlere katılan üniversitelilerin ailelerine postalanıyor. Üniversitede muhalefeti sindirmek için üniversite yönetimi “kimliği belirsiz kişiler” ile Devamı