Üniversitelilerin yasal tefecisi: KYK – Umut Deniz Yorulmaz (Üniversiteli Gazetesi)

”Evet, gençliğin geçinememe ve geleceksizlik sıkıntıları diktatörlükle karşı karşıya kaldığı bir çatışma. Bu çatışma zemininde gençliği örgütlemek de bu gibi ince eleyip sık dokunacak mücadele yöntemlerinden geçiyor”

Osmanlı Devleti’nde çeşitli düzenlemelere rağmen önlenemeyen tefecilik, Cumhuriyet döneminde de
gündemde kalan bir sorundur. Tefecilik ile ilgili 1933’te çıkarılan bir kanun ile tefecilik açık bir tanıma
kavuşmuş, ödünç para verme işlemi legal yollar dışında yasaklanmıştır. İnternette “tefeci” diye arattığımızda kelime anlamı olarak karşımıza şöyle bir tanım çıkıyor; “darda kalanlara çok yüksek faizle el altından ödünç para veren kimse.” Bahsedilen bu işlemi yasal yollarla yapan, üniversitelilerin yakından tanıdığı bir kurum var, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK). Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu da internette kısaca arattığımızda özetle “Üniversite öğrencilerine burs, kredi ve barınma imkânı sağlayan devlet kurumu” olarak geçiyor. Peki, bakalım bahsedilen “imkân” ne kadar gerçek?

Hemen basit hesaplamalar yapalım. Yükseköğretim Kurulu tarafından açıklanan istatistiklere göre, Türkiye’de 2016-2017 öğretim yılında, üniversitelerde 7 milyon 200 bin öğrenci eğitim alıyor. Bu verilere
rağmen KYK sadece 400 bin üniversiteliye burs veriyor. Yani her seçimde gençliğe karşı seçim malzemesi olarak kullanılan “burs” üniversitelilerin sadece %5’ine veriliyor. Yine basit bir hesap ile
üniversitelilere sözde “barınma imkânı” sağlayan KYK, sadece 625 bin üniversitelinin barınmasını sağlıyor. Bu da yine üniversitelilerin sadece %8’ine denk geliyor.

Geri kalan üniversiteliler için ise KYK tek bir seçenek sunuyor; KYK’nın geri ödemeli kredisi! “Darda olan” 1 milyon 235 bin üniversiteli KYK’nın bu tefeci kredisini almak zorunda kaldı. Dolayısı ile Kredi ve Yurtlar Kurumu denilen bu kurum üniversite öğrencilerine burs ve barınma imkânı sağlamaktan öte üniversitelileri borçlandıran, sırtımıza da yine bu borç kadar büyük bir “mezuniyet sonrası ödeme stresi” yükleyen bir kurum olarak işleyişine devam ediyor.

Bu tabloyu bir kenara bırakacak olursak KYK problemine biraz da memleket tablosundan örnekler verelim. Örneğin;

– “9 yaşındaki çocuk evlenebilir, gebe kalabilir” diye açıklama yapan Diyanet’e verilen 7,7 milyar TL ile
yine 340 bin üniversiteliye 4 yıllık burs verilebileceğini biliyor muydunuz?

– Kaç-Ak Saray’a harcanan 4,5 milyar TL ile 200 bin üniversiteliye 4 yıllık burs verilebileceğini biliyor
muydunuz?

– Yine Kaç-Ak Saray’ın sadece 1 aylık maliyeti olan 21 milyon TL ile 930 üniversitelinin 4 yıllık burs ihtiyacı karşılanabiliyor.

– 17-25 Aralık 2013’te bakan çocuklarının evlerinden ayakkabı kutularında yaklaşık toplam 20 milyon
TL çıkmıştı. Sadece ayakkabı kutularından çıkan bu miktar ile 886 üniversitelinin 4 yıllık burs ihtiyacı
karşılanabiliyor.

Üniversitelilerin ortak derdi

Bugün aslında iktidar yanlısından, muhalifine kadar neredeyse tüm üniversiteli profilleri 470 TL’nin yetmemesinden, iş-okul arası mekik dokumaktan, mezuniyet sonrası işsizlik ve KYK borçlarının geri
ödeme stresi diye sıraladığımız bu problemler silsilesinin içinden geçiyor. Bu tefecinin kıskacına giren
üniversiteliler ayın sonunu getiremezken, 4 yıl sonra ödeyeceği yüklü borçları düşünüyor. Üniversiteli
gençlik bu problemlerin hepsine sistematik bir biçimde maruz kalıyor. Çünkü ders-sınav-mezuniyet telaşına kapılmışken bir yandan kampüslerde bin bir türlü sıkıntı ile karşı karşıya kalıyor, bir yandan da
ayın sonunu getirmek için sağda solda çalışmak mecburiyetinde kalıyor. Bunların hepsi yetmezmiş gibi
üstüne üstlük mezuniyet sonrası geleceksizlik ve 22560 TL gibi büyük bir miktar borç problemi üniversiteliyi bekliyor.

Haklı olarak problemlerin yanında birçok talepte öne çıkıyor. Bu talepler arasında öne çıkan ilk talep ise KYK borçlarının silinmesi yönünde oldu. Ayrıca dikkat çeken bir nokta da şu şekilde; örneğin birkaç yıl önce imam hatiplerin yaygınlaşmasına karşı çıkan “İmam hatipler kapatılsın” içerikli mizah ögeleri ile bugün sosyal medyada görülen “KYK borçları silinsin” talebi benzer yanlar taşıyor. Her ikisi de talebi mizah ile birlikte sınırı olmayan bir yaratıcılıkla dile getiriyor.

KYK problemlerine karşı mücadele
zaruridir

Bugün yüzbinlerce üniversiteli eğitimini devam ettirebilmek için farklı iş kollarında güvencesiz bir
şekilde çalışıyor, iş cinayetlerine kurban gidiyor. Bu ve bunun gibi problemler hala en güncel haliyle
önümüzde durmakta. Her ne kadar içerisinde bulunduğumuz siyasi atmosferin gereklilikleri gençlik mücadelesinin yollarını başka kanallardan kuruyor olsa da geniş üniversiteli yığınları sistematik şekilde
etkileyen bu kılcal damarlara/problemlere karşı mücadele zaruridir. Bugün bu problemlerin özneleri kendiliğinden bir dinamik oluşturmakta. Bu özneler şuan sadece talepler çevresinde toparlansa da talebi somut eyleme döken gücün ardında hızla yer alacaklardır.

Evet, gençliğin geçinememe ve geleceksizlik sıkıntıları diktatörlükle karşı karşıya kaldığı bir çatışma.
Bu çatışma zemininde gençliği örgütlemek de bu gibi ince eleyip sık dokunacak mücadele yöntemlerinden
geçiyor.

Çok okunanlar

Haberler

10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

İstanbul, Antalya, İzmir ve pek çok yerde 10 Ekim 2015 Ankara’da gerçekleşen katliamda yaşamını yitirenler eylemlerle anıldı. Katliamın faillerinin ortaya çıkarılması talebiyle yapılan eylemlerde mücadeleye devam vurgusu öne çıktı İstanbul Emek Devamı