Yakarsa dünyayı garipler yakar – Kemal Kaan Sıkık* (Üniversiteli Gazetesi)

Müslüm filminin vizyona girişiyle ülkede çok sevilen ve dinlenen bir sanatçının hikayesini izledik. Filmde 60’lı yılların ortasına gelirken Adana’ya göç eden bir aileyi görüyoruz. O dönemin insanlarının yaşadığı yıkımı özel olarak incelemenin gerekli olduğu aşikâr. Filmde dönemin politik, sosyal, ekonomik koşulları yeterince ele alınmadığı; aslında Müslüm Akbaş’ı, Gürses yapan bu koşulların anlatımından kaçınıldığı açıkça görülüyor. Türkü söylemeyi seven ve müzik yeteneği olan bir çocuğun Adana Halkevi’yle tesadüfen tanışması onun hayatında bir dönüm noktası. Bu süreç ülkedeki devlet aygıtının yeniden şekillendiği, büyük ekonomik yıkımın halkta oluşturduğu etki, ağır iş koşullarına karşı işçilerin bitmek bilmeyen direnişleri ve tüm dünyada yükselmesiyle beraber Türkiye’de yükselen anti-emperyalist devrimci gençlik hareketi ne kadar kaçınılsa da o sürecin içerisinden bağımsız tutulamaz.

Filme Yapılacak Katkılar

Bu memlekette aydınlanmanın, kültür-sanatın, dayanışmanın adresi olan ve her zaman daha ileriyi hedeflemeyi kendine görev bilen Halkevleri’ne özel bir parantez açılmadığı takdirde; Türkiye’nin en büyük yazarlarını, oyuncularını, sanatçılarını yetiştirmiş bir tarihe haksızlık edilmiş olunacaktır. 1932’de Halkevleri’nin kurulmasıyla beraber okuma-yazmadan bütün kültür-sanat alanlarına kadar Halkevleri bir üretim merkeziydi. Hem eser üretir, hem de sanatçı yetiştirirdi.

Müslüm filminde babasından yiyeceği dayaktan kaçan küçük Müslüm’ün saklanmak için girdiği Adana Halkevi’nde Limoncu Ali diye bilinen halk ozanıyla tanışması onun hayatını değişmiştir. Adana Halkevi’nin bağlama hocası olan Limoncu Ali’nin Müslüm Gürses üzerindeki rolüne özel olarak eğilmek gerekmektedir. Bu bize Halkevleri’nin yalnızca bir eğitim adresi olmadığını göstermektedir. Kuruluşundan itibaren; ortak sıkıntı ve dertlerin çeşitli yankılarıyla birbirinden kopuk bu enkazın altından kalkmaya çalışan ve yol bulamayan insanların kolektif üretim yeridir Halkevleri. Bir mekandan ötedir.  Yaşamı ve sorunları ortaklaştıranların, çözümü beraber arayanların yeridir. Müslüm Gürses’in bağlama öğrendiği Adana Halkevleri’nden Yaşar Kemal’ler çıkmıştır. Çocukluğumuzun olmazsa olmazı Muzaffer İzgü’ler çıkmıştır.

Ailesini, komşularını, dostlarını 12 Mart’ın ve 12 Eylül’ün işkence tezgahlarında, idam sehpalarında yitirenlerin “babası” olabilmiştir Müslüm Gürses. Bunun referansı “Yakarsa dünyayı garipler yakar.”dır. Baskı ve zor aygıtlarının yanında ekonomik çöküntünün ağırlığıyla sarılacak bir dal arayanların sarıldığı o daldır Müslüm. Müslüm’de onlara sarılmıştır çünkü yıkım dayanışmayı zorunlu kılar. Müslüm’ü onu yaratan kitleden ayırırsan elinde yalnızca bir arabesk müzisyen kalır. Müslüm Gürses’i ele alırken temsil ettiği sınıfı dayanak almak zorundayız. Çünkü sanat eseri de sanatçı da bulunduğu dönemin koşulları, onu sahiplenenlerin yapısıyla bir bütündür ve sanat ancak halkı temsil ediyorsa sanattır.

Ezilenlerin temsiliyeti ama nasıl?

Müslüm’ü ele alırken koparamayacağımız o kitlesini sınıfsal açıdan değerlendirdiğimizde elimizde işsiz, güvencesiz bir proleter gençliği görürüz. Aynı zamanda başka bir tartışmanın yapılmasını zorunlu kılan bu ezilenlerin temsiliyetini Müslüm Gürses’in şahsında yapmak biraz zaruri. Parladığı dönemin siyasi atmosferinde onu var eden dinleyici toplamından kaynaklı doğal bir taraf olmasına rağmen egemenleri karşısına almaktan çekindiğini eğilip büzülmeden söylemek gerekiyor. Tarafsız kalma tercihi onu dinleyenleriyle aynı saftan koparsa da; ürettiği müzik ve bu müziği sahiplenenler onu, yoksulların öfkesinin temsilcisi yapmaktan alıkoymuyor. “İtirazım Var” şarkısı hala yoksul mahallelerde sermayeye karşı kurulan barikatların başında bekleyenlerin kulağındaki müzik olmaya devam ediyor.

*İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kolektifi

Çok okunanlar

Haberler

10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

İstanbul, Antalya, İzmir ve pek çok yerde 10 Ekim 2015 Ankara’da gerçekleşen katliamda yaşamını yitirenler eylemlerle anıldı. Katliamın faillerinin ortaya çıkarılması talebiyle yapılan eylemlerde mücadeleye devam vurgusu öne çıktı İstanbul Emek Devamı